Bizz'den Haberler

Akdeniz beslenme modeli ve hareketli bir yaşam tarzı!

Akdeniz beslenme modeli hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, bu söyleşiyi okumalısınız. SOLUNUM 2017 Kongresi’nin ilgi çeken söyleşilerinden birini gerçekleştiren Dr. Murat Baş, ‘su içse bile yarayan’ insanlardan olmak istemeyen okurlarımız için de iki önemli mesaj verdi. Bir; Akdeniz beslenme modelini benimseyin. İki; yanlış beslenme ile bozulan bağırsak mukozasını prebiyotikler ve probiyotikler ile düzeltin.

 

NİLGÜN KARATAŞ 

 

Akdeniz beslenme modeli merak ettiğimiz bir konuydu. Konu sağlıklı beslenme olunca, bu alanda uzman bir doktor kongreye gelince ve konuşmasının başlığı da “Baştan Çıkaran Diyetler” olunca SOLUNUM 2017’nin en çok ilgi toplayan konuşmacılarından biri Dr. Murat Baş oldu. Acıbadem Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Dr. Murat Baş, kongrenin ikinci gününde gerçekleşen söyleşide doğru bilinen yanlışlar ve beslenme tavsiyeleri ile dinleyicilerini bilgilendirirken, biz de Solunum Aktüel okurları için özel bir söyleşi yaptık.

 

Kongre katılımcıları beslenme alışkanlıklarından besinlere kadar pek çok soru yöneltip, pek çok sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme ipuçlarına ulaşırken, biz bu değerli bilgilerden hangilerinin altını çizmek istediğini Dr. Baş’a danışmakta sorduk. Dr. Baş’ın okurlarımıza iletmek istediği mesajlardan birincisi; Akdeniz beslenme modeli’ oldu. “Herkese uygun ve herkesin uygulayabileceği bir yöntem” olarak Akdeniz beslenme modelini tavsiye eden Dr. Baş, bu diyetin kalp-damar hastalıkları, kanser ve şeker gibi hastalıkları önlemekte en önemli araç olduğuna dikkat çekti. Aynı kalori alınsa bile batı tipi beslenme ile Akdeniz tarzı beslenmenin farklı sonuçları olduğuna dikkat çeken Baş, hastalıklardan korunmak ve “su içşe bile yarayan” insanlardan olmamak için Akdeniz beslenme modelini benimseyerek, yeme alışkanlıklarımızı ve yaşam tarzımızı değiştirmemiz gerektiğini vurguladı.

 

Dr. Baş’ın prensibi “daha az hayvansal, daha çok bitkisel protein” olurken, Akdeniz diyetinin mikrobiyotanın sağlıklı bir şekilde gelişmesi ve sürdürülmesi için ‘yegane’ beslenme modeli olarak karşımıza çıktığına dikkat çekti. “Sorunumuz Türk mutfak kültüründen uzaklaşarak, batı tarzı beslenmeye geçmemiz. Bunun yanında hareketsiz yaşam en büyük halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor” diyen Baş, Akdeniz tipi beslenmenin sadece belirli yiyecekleri değil, yaşam tarzını da içerdiğini hatırlattı.

 

Akdeniz diyetini “yağ kaynağı olarak zeytinyağı, mevsimine uygun sebzeler, meyveler ve aromalı otların az miktarda et ve balığın tüketilmesi. Protein ihtiyacının da hayvansal gıdalar yerine kuru baklagillerden karşılanması” olarak özetleyebiliriz. Ancak Dr. Baş, tek başına hiçbir yiyeceğin ‘süper’ olmadığını da belirtti. Çünkü farklı yiyeceklerin içerdiği farklı besin öğeleri, bir araya geldiklerinde “sağlıklı yaşam” için birlikte çalışıyor.

 

MİKROBİYOTAMIZI DÜZELTMEK ZORUNDAYIZ

akdeniz-diyeti-dr-murat-bas

“Nasıl yaşlandığınız nasıl yaşadığınıza bağlıdır” hatırlatması da yapan Baş’ın, dikkat çektiği diğer önemli bir konu ise mikrobiyotamızı düzeltmek zorunda olduğumuz. “Mikrobiyom” adı verilen mikroorganizmaların, bir yandan sindirime yardımcı olup ihtiyacımız olan, fakat vücudumuz tarafından üretilmeyen besin maddelerini bize sağlarken, diğer yandan bizleri hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı koruduklarını belirten Dr. Baş, sağlıklı bir yaşam için bitkisel kaynaklı ve yüksek lif içerikli beslenmenin önemini vurguladı.

 

Günümüz beslenme alışkanlıklarının ‘uygarlık hastalıkları’ olarak bilinen obezite, tip 2 diyabet, kardiyovasküler ve benzeri kronik hastalıklar ile büyük bir tehdit oluşturduğunu belirten Dr. Baş, “Bugünün dünyasındaki büyük problemlerden biri de bağırsak mukozasının bozulmuş olması. O nedenle de prebiyotikler ve probiyotiklerden zengin bir beslenme ile mikrobiyotanızı düzeltmek zorundasınız. Ancak o zaman sağlığı bütüncül bir hale getirebiliyor ve sürdürülebilir sağlık haline getirebiliyorunuz” dedi.

 

Yüksek yağlı ve basit karbonhidratları içeren beslenme alışkanlıkları iyi bakteri türlerini azaltırken, kötü bakteri türlerinin artışına neden olduğuna dikkat çeken Dr. Baş, sağlıklı bir mikrobiyata için prebiyotikler ve probiyotiklerin önemine dikkat çekti. Dışarıdan probiyotiklerle beraber ‘prebiyotik’ dediğimiz “probiyotiklerin besin kaynağını” da almamızın önemini dile getiren Dr. Baş, özellikle laktobasiller ve bifidobakterler gibi bağırsak mikrobiyotamızda doğal olarak bulunan ve insanlar üzerindeki çalışmalarla etkinliği kanıtlanmış yararlı bakterilerin probiyotik olarak kullanılabileceğinin, probiyotik ve prebiyotikleri birlikte bulunduran sinbiyotik ürünlerin, yetişkinlerde bağısak mikrobiyotasının gerikazanımında önemli olduğunu belirtti.

 

 

Dr. Murat Baş kimdir?

Akdeniz-diyeti-Murat Baş 1970 yılında Yalova’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Yalova´da tamamladı. 1994 yılında Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında İngiliz Hükümeti bursuyla bin aylık süreyle İngiltere Oxford Brookes Üniversitesi’nde eğitime gitti.  1997 yılında yüksek lisans ve 2002 yılında doktora derecelerini aldı. 1999 yılında Başkent Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak göreve başladı. 2003 yılında yardımcı doçent, 2006 yılında ise doçent ünvanı aldı. 30 Temmuz 2011 tarihinde profesör oldu. 2013 yılında Acıbadem Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü kuran Baş, halen bu bölümün başkanı olarak görevine devam etmektedir.

 

* Bu yazı Solunum Aktüel’in 2018/2. sayısı için hazırlanmış ve ilk olarak orada yayınlanmıştır.

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

 

Yaşantımızı yeniden şekillendiren teknoloji: Nesnelerin interneti

Gün içerisinde Beyoncé ile aynı saatlere sahibiz…